T.B.M.M DİLEKÇE KOMİSYONU(ALT KOMİSYON TUTANAKLARI)

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
DİLEKÇE KOMİSYONU
DEVRE MÜLK VE DEVRE TATİL
SEKTÖRLERİNDE YAŞANAN
MAĞDURİYET İDDİALARININ
ARAŞTIRILMASI VE ALINMASI
GEREKEN ÖNLEMLERİN
BELİRLENMESİ ALT KOMİSYONU
TUTANAKLARI

09 Ekim 2019 Çarşamba

KONU
-Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürü Murat Demirören’in sunumu
. ...
9 Ekim 2019 Çarşamba BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati:11.20
BAŞKAN: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, sayın katılımcılar, değerli basın mensupları; Devre Mülk ve Devre Tatil Sektörlerinde Yaşanan Mağduriyet İddialarının Araştırılması ve Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Alt Komisyonunu toplamış bulunuyoruz.
Toplantı yeter sayımız vardır. Hatta beş kişiyiz, altı kişiyle toplandık. Ben teşekkür ediyorum değerli katılımcılara.
Geçen toplantıda Ticaret Bakanlığımızdan Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürümüz Ahmet Erdal Bey’i dinlemiştik.
Sayın Genel Müdürüm Murat Demirören ve heyetine hoş geldiniz demek istiyorum.
Heyeti dinleyelim arzu ediyoruz. Önce Sayın Genel Müdürümüzü ve ekibi dinleyelim, akabinde soru-cevap şeklinde gideriz.
Buyurun.
Şimdi, efendim, davetiniz üzerine, daha önce bize yazmış olduğunuz yazı üzerine malumunuz Bakanlıkta bir ekip oluşturduk bu konuyla ilgili nasıl yardımcı olabiliriz diye. Çünkü Türkiye’mizin hakikaten önemli sorunlarından bir tanesi bu termal devre tatil, devre mülk sisteminde yaşanan aksaklıklar, sorunlar, vatandaşlarımızın mağduriyetleriydi. Onun üzerine, bu size gelen dilekçeler üzerine de Bakanlık nezdinde bir komisyon oluşturduk. Komisyonda bütün arkadaşlarımız ne yapılabilir bu konuda, mevcut durumumuz nedir, bir de onun tespitini yaptık ve sizlere de o raporumuzu arz ettik.
Bu rapordan sonra süreç biraz değişti. Bu raporda bahsetmiş olduğumuz düzenlemelerin bir kısmı yürürlükten kalktı, bir kısmına da yeni düzenlemeler geldi. Onunla ilgili bilgi de arz etmek isterim ama genel itibarıyla arz etmek istersek Türkiye dünyada 7’nci, Avrupa’da da doğal jeotermal kaynak bakımından 1’inci konumda olan bir ülke, tesis bakımından da 3’üncü olan bir ülke. Bizim Türkiye genelinde 75 tane turizm merkezimizde, kültür, turizm, koruma ve gelişim bölgesinde termal alan olarak, turizmi teşvik amacıyla, turizmi geliştirmek amacıyla belirlediğimiz alanlar var. O konuda da kısaca bilgi arz etmek isterim.
Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca daha önce Bakanlar Kurulu kararıyla, şu anda da Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçtikten sonra da Cumhurbaşkanımızın kararıyla bir bölgeyi, Türkiye’deki turizm potansiyeli olan herhangi bir bölgeyi -bu termal olabilir, kış olabilir, deniz turizmi olabilir, kültür turizmi olabilir- turizm merkezi veya kültür, turizm, koruma ve gelişim bölgesi olarak belirliyoruz. Resmî Gazete’de ilan ediliyor. Bu alanlar çok büyük alanlar tabii yani 1 milyon metrekareden tutun da
50-100 milyon metrekareye kadar ulaşabiliyor. Bunun içerisinde, termale gitmek gerekirse, örneğin, Belek –hepimizin bildiği anlamda söylüyorum- turizm merkezimizin içerisinde işte kıyı turizmine yönelik olarak zamanında -1982 yılından sonra, Turizmi Teşvik Kanunu’yla birlikte- turizm alan merkezi belirlenmiş, oradaki yer de planlanmış Bakanlığımız tarafından, yatırımcılarımıza tahsis edilmiş ve oteller gerçekleştirilmiş. Termal turizm için de aynı şey geçerli. Örneğin, Afyon’da, Yalova’da, Kütahya’da, başka yerlerde de termal kaynaklarımızın olduğu alanlar, daha önce cumhuriyet
DİLEKÇE KOMİSYONU
DEVRE MÜLK VE DEVRE TATİL
SEKTÖRLERİNDE YAŞANAN
MAĞDURİYET İDDİALARININ
ARAŞTIRILMASI VE ALINMASI
GEREKEN ÖNLEMLERİN
BELİRLENMESİ ALT KOMİSYONU
TUTANAKLARI

09 Ekim 2019 Çarşamba

KONU
-Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürü Murat Demirören’in sunumu
. ...
9 Ekim 2019 Çarşamba BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati:11.20
BAŞKAN: Fehmi KÜPÇÜ (Bolu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, sayın katılımcılar, değerli basın mensupları; Devre Mülk ve Devre Tatil Sektörlerinde Yaşanan Mağduriyet İddialarının Araştırılması ve Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Alt Komisyonunu toplamış bulunuyoruz.
Toplantı yeter sayımız vardır. Hatta beş kişiyiz, altı kişiyle toplandık. Ben teşekkür ediyorum değerli katılımcılara.
Geçen toplantıda Ticaret Bakanlığımızdan Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürümüz Ahmet Erdal Bey’i dinlemiştik.
Sayın Genel Müdürüm Murat Demirören ve heyetine hoş geldiniz demek istiyorum.
Heyeti dinleyelim arzu ediyoruz. Önce Sayın Genel Müdürümüzü ve ekibi dinleyelim, akabinde soru-cevap şeklinde gideriz.
Buyurun.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI YATIRIM VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRÜ MURAT
DEMİRÖREN – Sayın Başkanım, saygıdeğer milletvekillerim, değerli hazırun; hepinize hoş geldiniz diyorum. Hepinizden de özür diliyorum. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızda çok acil bir toplantı olduğu için oraya katılmak durumunda kaldık, kusura bakmayınız lütfen.Şimdi, efendim, davetiniz üzerine, daha önce bize yazmış olduğunuz yazı üzerine malumunuz Bakanlıkta bir ekip oluşturduk bu konuyla ilgili nasıl yardımcı olabiliriz diye. Çünkü Türkiye’mizin hakikaten önemli sorunlarından bir tanesi bu termal devre tatil, devre mülk sisteminde yaşanan aksaklıklar, sorunlar, vatandaşlarımızın mağduriyetleriydi. Onun üzerine, bu size gelen dilekçeler üzerine de Bakanlık nezdinde bir komisyon oluşturduk. Komisyonda bütün arkadaşlarımız ne yapılabilir bu konuda, mevcut durumumuz nedir, bir de onun tespitini yaptık ve sizlere de o raporumuzu arz ettik.
Bu rapordan sonra süreç biraz değişti. Bu raporda bahsetmiş olduğumuz düzenlemelerin bir kısmı yürürlükten kalktı, bir kısmına da yeni düzenlemeler geldi. Onunla ilgili bilgi de arz etmek isterim ama genel itibarıyla arz etmek istersek Türkiye dünyada 7’nci, Avrupa’da da doğal jeotermal kaynak bakımından 1’inci konumda olan bir ülke, tesis bakımından da 3’üncü olan bir ülke. Bizim Türkiye genelinde 75 tane turizm merkezimizde, kültür, turizm, koruma ve gelişim bölgesinde termal alan olarak, turizmi teşvik amacıyla, turizmi geliştirmek amacıyla belirlediğimiz alanlar var. O konuda da kısaca bilgi arz etmek isterim.
Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca daha önce Bakanlar Kurulu kararıyla, şu anda da Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçtikten sonra da Cumhurbaşkanımızın kararıyla bir bölgeyi, Türkiye’deki turizm potansiyeli olan herhangi bir bölgeyi -bu termal olabilir, kış olabilir, deniz turizmi olabilir, kültür turizmi olabilir- turizm merkezi veya kültür, turizm, koruma ve gelişim bölgesi olarak belirliyoruz. Resmî Gazete’de ilan ediliyor. Bu alanlar çok büyük alanlar tabii yani 1 milyon metrekareden tutun da
50-100 milyon metrekareye kadar ulaşabiliyor. Bunun içerisinde, termale gitmek gerekirse, örneğin, Belek –hepimizin bildiği anlamda söylüyorum- turizm merkezimizin içerisinde işte kıyı turizmine yönelik olarak zamanında -1982 yılından sonra, Turizmi Teşvik Kanunu’yla birlikte- turizm alan merkezi belirlenmiş, oradaki yer de planlanmış Bakanlığımız tarafından, yatırımcılarımıza tahsis edilmiş ve oteller gerçekleştirilmiş. Termal turizm için de aynı şey geçerli. Örneğin, Afyon’da, Yalova’da, Kütahya’da, başka yerlerde de termal kaynaklarımızın olduğu alanlar, daha önce cumhuriyet
tarihinden bugüne kadar Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü tarafından kaynaklarımızın hepsi tespit edilmiş, bunlar devletin kayıtlarına geçmiş ve bu tür yerlerde biz de istifade edebileceğimiz yerleri de belirleyip termal turizm alanı olarak ilan etmişiz. İlan ettikten sonra oturmuşuz, Bakanlık olarak bu yerlerin planlarını yapmışız. Öncelikle içerisinde nasıl oteller yapılabilir, kür merkezleri nasıl yapılabilir yani bu potansiyelimizi ülkemiz açısından, insanımız açısından nasıl değerlendirebiliriz, ekonomimize nasıl katkı sağlayabiliriz, buradan nasıl gelir elde edebiliriz ve bu kaynaklarımızı nasıl en iyi şekilde değerlendirebiliriz şeklinde çalışma yapılmış. Tabii, bunların içerisinde sadece turizm değil, malumunuz jeotermale dayalı enerji kaynaklarımız var, işte ısıtmalar var, seralar var, onlar da kullanılmış. Bu yeni bir şey değil -tabii, biliyorsunuz, hepinizin malumu ama raporda olduğu için arz edeyim- Roma Dönemi’nden tutun da eski çağlardan beri bilinen bir şey. Osmanlı zamanında da kullanılmış bu kaynaklar ama cumhuriyet tarihine gelindiği zaman, özellikle son otuz sene içerisinde kıymeti çok artmış bunların.
Biz elimizden geldiğince planlayarak halka açık şekilde turizm tesislerini yapmaya çalışıyoruz ve yapıyoruz da. Eğer kamu arazisiyle bunları yatırımcılarımıza ilana çıkararak tahsis ediyoruz, yok özel mülkiyetteyse bunları da planlıyoruz. Burada planlı, programlı, düzgün, imara uygun yerler yapmaya gayret ediyoruz ve bunu da sağlıyoruz.
Bunun yanında tabii bir yerel turizm alanı merkezi belirlediğimiz zaman, termal anlamda turizm potansiyeli olan bir yeri belirlediğimiz zaman içinde özel mülkiyetler de var tabii. Bu özel mülkiyetli olan yerlerde konut da öngörebiliyoruz, ticaret alanları da öngörebiliyoruz, oteller de öngörebiliyoruz. Bunun için de biz yine planlama yaptıktan sonraki kısmı belediyelere geçiyor. Belediyeler burada yatırımcıya ruhsat işlemlerini, diğer işlemlerini yürütüyor. Malumunuz Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu gereğince de buradaki doğal kaynaklarımızın, su kaynaklarımızın işletilmesi, ruhsatlandırılması mahallî idarelerimizde yani il özel idareleri ve belediyelere ait. Bizden planlanan alanla ilgili bir otel yapmak istiyorsa veya bir tatil köyü ve devre tatil anlamında bir kompleks yapmak istiyorsa gidiyor işte eğer imar uygunsa belediyesinden ruhsatını alıyor, sonrasında da gidip sıcak suyu temin anlamında da ilgili idareden ruhsatını aldıktan sonra yapıyor. Bizim tesislerimizle ilgili sorun olduğu zaman müdahale ediyoruz, çözmeye çalışıyoruz.
Devre mülk veya devre tatili uygulamada şöyle gelişmiş: Tabii Avrupa’daki özellikle gurbetçi vatandaşlarımız olsun, içerideki vatandaşlarımız veya yabancılar olsun, Türkiye’de bazı yatırımcı iş adamlarımızca daha önce konut şeklinde veya eskiden B tipi tatil siteleri vardı, apart oteller vardı, bu şekilde binalar inşa ediliyor. Bunun yönetmeliği var, mevzuatı var. Bunları inşa ettikten sonra da on beş günlük dönemler hâlinde veya birer aylık dönemler hâlinde devre tatil şeklinde veya devre mülk şeklinde vatandaşlarımıza veya yabancılara satılıyor bunlar. Satıldıktan sonra normalde burada bir işletme mantığının kurulması lazım yani işte 300 bölümlü diyelim bir apart oteliniz varsa ya da B tipi tatil siteniz varsa burada yapıp işletmeye geçirip -ve uzun süreli de- işte ne zaman, ne kadar öngörüyorsanız ekonomik yönden de olumlu oluncaya kadar hizmet vermeniz gerekiyor. Uygulamada sorunumuz şu: İyi niyetli olanları tabii tenzih ediyoruz, çok güzel işleyen sistemlerimiz var Türkiye’de. Onun dışında, vatandaşlarımıza bu tatil siteleri veya binalar yapılmadan kâğıt üzerinde -bir kısmı- satış yapılmak suretiyle veya inşaatların bir kısmı yapılmak suretiyle, yarım bırakılıp şekilde teslim edilenler veya hiç teslim edilmeyenler ya da inşaatı bitirildikten sonra teslim edilip işletme anlamında zafiyeti olan yerler teslim edilmiş. Vatandaşlarımızın şikâyetleri daha ziyade “Ben gittim ilanlarla şunlarla bunlarla…” Tabii, biraz da aldatıcı ilanlarla da vatandaşlarımıza satılıyor bu tür yerler, ya binalar eksik teslim ediliyor ya hiç teslim edilmiyor veya teslim edilmesine rağmen eksik gedik teslim ediliyor ya da işletmesi kusurlu oluyor bunların. Çünkü vatandaşlarımız gidip orada sürekli kalmıyor, geliyor yılın belli dönemlerinde on beş gün, yirmi gün, bir ay devre mülkse devre mülk, devre tatilse devre tatil şeklinde kalması gerekiyor. Ancak sadece konaklama diye gittiği zaman orada altyapıdan, sudan, şundan bundan her şeyden yararlanması lazım, yemesinden içmesinden tutun da hepsinden yararlanması lazım. Bu hizmetler yerine gelmediği için de vatandaşlardan işte “Yerim teslim edilmedi, inşaatım verilmedi, binam teslim edilmedi, işletmesi şöyle böyle.” diye şikâyetler geliyor. Yeni bir sorun da değil. Biz bu sorunu da gördüğümüz için üzerinde özellikle durmak istedik. Birkaç kanunda maalesef zafiyetimiz var, eksikliğimiz var; onu da önermiştik. Öncelikle şöyle arz etmem gerekiyor: Şimdi, bu tür yerler yapıldıktan sonra yatırımcı iki tür yol tercih ediyor. Konut olarak yaptığı zaman bizim haberimiz olmuyor konutlardan fakat otel olarak yapmışlarsa veya tatil sitesi, apart şeklinde yapmışlarsa bizden önceki dönemlerde belge aldıkları yerler de var. Yani B tipi tatil sitesi yapmak veya apart otel yapmak üzere geliyorlar, Turizm Bakanlığı olarak bizden yatırım belgesi ve işletme belgesi alıyorlar. O işletme belgesiyle vatandaşımıza “Burası bizim otel veya tatil köyü veya apart otel.” deyip satıyorlar bunu. Tabii, kıymetleniyor bu da öyle olunca. Bunlar şimdi, 1 Haziran 2019 tarihinde yayımlamış olduğumuz yeni yönetmelikle -rapordan sonraki durum bu- artık bizim bu B tipi tatil sitesi, apart otel kavramı kalmadı ve bu tür yerlerin belgelendirilmesine ilişkin imkân da kalmadı. Bunun altı ay öncesinde de bu tür yerlerde irtifak hakkı kurulacağına ilişkin düzenleme vardı eski yönetmeliğimizde -Turizm Tesislerinin Belgelenmesi ve Niteliklerine İlişkin Yönetmelik- o yönetmeliği yürürlükten kaldırdık ve artık özel mülkiyette olan yer dışında kamu arazileri üzerinde de tahsis yaptığımız zaman yatırımcıya bu yerlerde de bu tür irtifak hakları kurulamıyor ama devre tatil sistemi hâlâ var, devre tatil sistemi bu tür yerlerde yapılabiliyor, tapu kütüğüne de özel mülkse işlenebiliyor. Şimdi, bunun da sakıncalarını gördüğümüz için mümkün mertebe biz bu tür yerlerde, devletin kamu arazisi üzerine tahsis etmiş olduğu yerlerde bunlara -dediğim gibi, yasal olarak şu anda imkân kalmadı- veremiyoruz bunları. Ama özel mülkiyette geçmişte yapılmış olan ve hâlâ da yapılmaya devam eden bu tür uygulamalar var. Sayın Başkanım, kıymetli vekillerim; bunu tedbiren önlememiz bakımından da öncelikle 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’muzda buna cevaz veren düzenlemelerimiz var. Şimdi, orada tabii, normal bir konut ile devre mülk sistemini, şunu bunu çok ayırmamışlar, bu tür kamusal alanlar çok düşünülmemiş. Öncelikle, o Kat Mülkiyeti Kanunu’nda -bizim önerilerimiz arasında bu vardı- bunu çok açık bir şekilde tarif edip Tapu ve Kadastro Müdürlüğümüz, Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızla görüşüp… Uygun görürseniz belki onları da çağırıp bu konuda fikirlerini de almak gerekir onların. Ben de eski maliyeciyim, otuz seneden beri bu şeyin içerisindeyiz, aynı zamanda hukukçuyum, avukatım ben, 2/B kanununu falan da kaleme alan insanlardan bir tanesiyim. Eşya hukuku, Medeni Kanun anlamında da şeyimiz var.
BAŞKAN – İsabet olmuş.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI YATIRIM VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRÜ MURAT
DEMİRÖREN - Estağfurullah, sağ olun.Tapu Kadastroyla geçmişte çok yakın çalışmış bir insanım, mülkiyet kurumunu bilen birisiyim.
Öncelikle, mülkiyet açısından bakmak lazım olaya, turizm tarafı ayrı. Tabii, turizm kısmına da geleceğim. Kat Mülkiyeti Kanunu’nda buna ilişkin bir düzenleme yaptıktan sonra buna ilişkin yönetmeliği de buna adapte etmemiz lazım, bunu çok sıkı kurallara bağlamamız lazım. Yani vatandaşın, tüketicinin nihai anlamda en son orada bu işleri satın alan -yabancı olsun, kendi vatandaşımız olsun- insanların mağdur olmayacağı -efendime söyleyeyim- oradaki bu işi yapan, satan, işleten insanların bunları gereği gibi yapabileceği şekilde, düzenlemeye imkân verecek şekilde Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan başlayıp düzeltme yapmamız lazım. Hatta hatta belki bu -dediğim gibi- Türkiye’nin hakikaten çok önemli bir sorunu hâline geldiği için turizmi de olumsuz etkiliyor bu. Belki müstakil bir kanun şeklinde de çalışılabilir uygun görürseniz, tabii yüce Meclisimizin takdiri bu, sayın vekillerimizin takdiri. Ondan sonra, yakın vadede alınacak tedbir ise bu tür uygulamalara en azından Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğümüzün müsaade etmeyecek şekilde, uygulamayı durduracak şekilde ya da bunu çok daha sıkı kurallara bağlayacak şekilde bir çalışma yapması gerekiyor. Öncelikle şeyimiz bu.
BAŞKAN – Sayın Genel Müdürüm, insicamınızı da bozmayayım ama hukukçu olmanız hasebiyle devre mülk ya da devre tatil meselesi… Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun, bir sürü mevzuat var, ilgili yönetmelik. Bunları yasayla tanımladığımızda aslında mesken nitelikli yerler.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI YATIRIM VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRÜ MURAT DEMİRÖREN – Kesinlikle.
BAŞKAN - Doğal olarak hukuken Turizm Bakanlığımızca da turizm belgeli işletmeler dışında ama pratikte ya da fiiliyatta algı ve vatandaş nezdinde okuma anlamında aslında bir nevi…
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI YATIRIM VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRÜ MURAT DEMİRÖREN – Turizm tesisi.
BAŞKAN – Yani hukuki düzenlemesi farklı kanunlara atıf yapıyor: Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun, Kat Mülkiyeti Kanunu, Medeni Kanun. Pratikteki sorunlar da aslında diğer bakanlıklar nezdinde, paydaşlarla aslında ortak bir mevzuat düzenlemesi. Hani nefes alın diye söylüyorum, trafikten geldiniz, güzel ve verimli bir sunum oldu.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI YATIRIM VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRÜ MURAT
DEMİRÖREN – Tabii tabii, estağfurullah.BAŞKAN – Buna ilişkin önemli o anlamdaki tavsiyeniz.
Ben teşekkür ediyorum Genel Müdürüm.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI YATIRIM VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRÜ MURAT
DEMİRÖREN – Bu konuda bize görev düştüğü zaman da bizzat Bakanlık olarak veya şahsen de gelir katkı sağlarız Sayın Başkanım.Şimdi, tabii, algı şu: Dışarıdan konut olarak bakılmıyor Sayın Başkanım buna, herkes turizm tesisi olarak bakıyor. Parantez açmak istiyorum orada açmışken mademki, şimdi, bizim tabii, 2018’de gerçekleşen turizm gelirimiz 29,5 milyar dolar, bu seneki hedef de 35 milyar dolar civarında. Malumunuz On Birinci Kalkınma Planı’nda, yeni ekonomi planında, Türkiye 2023 Turizm Stratejisi’nde de 2023 hedefini 65 milyar dolar olarak, turist sayımızı da 75 milyon olarak öngördük. Sayın Başkanım, tabii, bunun içerisinde bunu sağlayabilmemiz için, bu rakama ulaşabilmemiz için ülkemizde turizm potansiyeli olan her yeri değerlendirmemiz lazım. Sadece kıyı değil, dağ değil, kış değil, termal değil, efendim, inançtan tutun da dağ, yayla turizmine kadar her şeyi ortaya koymamız gerekiyor ki turizmi çeşitlendirelim. Şu andaki en büyük hedefimiz de o. Belek’i hep örnek veriyorum, Belek’te otellerimiz var, sezon uzun olduğu için altı yedi ay açık kalıyor ama sonrasında kapanıyor. Kapanmasın diye orada golf alanları koyduk ki tam sezon kapanacağı sırada golfçüler geliyor bu sefer, otellerimiz açık kalıyor, insanlarımız işsiz kalmıyor dönem içerisinde. Çünkü otellerimiz kapandığı zaman mecburen belli bir süre için insanları işten çıkarmak zorunda kalıyorsunuz, kalifiye eleman bulmakta zorlanıyorsunuz. Bunun için de bizim turizmi yılın tamamına ve on iki aya yayıp çeşitlendirmemiz gerekiyor. Örnek işte, burada da, termal turizmde de kıyı turizmi bittiği zaman dağ turizminin, termal turizmin başlaması ya da onları takviye etmesi gerekiyor ki potansiyel anlamda bu hedeflerimize ulaşabilelim. Yabancı ülkelerle kıyasladığımız zaman Sayın Başkanım -yani İspanya, Yunanistan bizim rakip olarak gördüğümüz ülkeler- bizim şu anda ortalama gelirimiz, kişi başı harcama 650 dolar civarındayken diğer ülkelerde bin dolar civarında, İspanya’da 1.200 dolar civarında. Bizim mutlaka o seviyelere gelmemiz lazım yani 75 milyon hedef koyduysak, bunu gerçekleştireceksek mutlaka onlar lazım ve ulaşmamamız için hiçbir sebebimiz yok. Allah’a şükür, potansiyelimiz var, tesislerimiz çok nitelikli, Avrupa’nın çok çok üstünde, çok kaliteli hizmet veren tesislerimiz var, bina anlamında, mekânsal şey anlamında, denizimiz, güneşimiz, tarihimiz Allah’a şükür o anlamda çok iyi. İnşallah onları da gerçekleştirmeye çalışacağız.
Bunun için de termal çok önemli. Termalin yalnız şöyle bir şeyi var Sayın Başkanım, termal ilelebet kullanacağınız bir şey değil. Termal suyu çektiğiniz zaman bunun tekrar reenjeksiyonundan tutun da başka bir sürü sıkıntısı var. Yani hep böyle bitmeyen kaynak gibi düşünülüyor, hayır. Bizim mesela, enerji üreten tesislerde -mevzuatında da var bunun- suyu alıp kullandığınız zaman, sıcaklığını aldığınız zaman tekrar suyu basmanız gerekiyor ki dönüşsün size. Termal otellerde veya termal tesislerde en büyük sıkıntımız olan reenjeksiyon konusunun da yine ele alınması gerekiyor. Dediğim gibi, sadece insanlarımızın, tüketicilerimizin yanıltılmasının dışında başka sıkıntılarımız da var. Bunlar da ele alınırken ilgili mevzuattan alınmış ama bunun da mutlaka irdelenmesi lazım çünkü sayı artıyor.
BAŞKAN – Yani su rejiminin sağlıklı kullanılması lazım, kaynaklar sınırlı, tekrar onu dönüştürmek lazım. Özellikle devre mülkte öneriler arasında yazmışsınız. Yani suyun sınırsız bir şekilde kullanılması hem su seviyesini aşağıya çekiyor hem kaynakları tüketiyor hem oradaki diğer doğal su kaynaklarına zarar veriyor anladığımız kadarıyla.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI YATIRIM VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRÜ MURAT
DEMİRÖREN – Evet, kesinlikle. Tabii, bilimsel olarak ispatlanmış şeyler var. Bir program dâhilinde bilinçli olarak mutlaka bunların da şey yapılması lazım. Turizme de maalesef hem bu açıdan… Dediğim gibi, bu tesisler kötü örnek olduğu için… Hepsi demiyorum, tekraren söylüyorum bunu. Hem turizm açısından bakıyorsunuz, turizm diyorsunuz, aslında normalde bu bir turizm çeşidi değil çünkü insanlar gelip kalıyor ama turizm çeşidi olarak dışarıdan gelip de döviz getirdiğini düşündüğünüz zaman, bir ihtiyaç sonuçta, yabancı da olsa yerli de olsa bunu zapturapt altına alıp düzenlememiz lazım. Bizim tercihimiz tabii, bu tür yerlerde Bakanlık olarak otellerimizin yapılması, sağlık merkezlerimizin, kür merkezlerinin yapılması, insanlarımızın gelip burada sıhhi koşullarda, hijyen koşulları içerisinde çok güzel nitelikli hizmet alacakları, sağlıklı hizmet alacakları yerler yaratmak. Bu tür yerleri de denetim içerisinde tutup… Mutlaka olması gerekiyor, herkes gidip de otelde kalacak diye bir şey yok, bunu da tercih eden insanımız da yabancılar da çok. Bunu da -dediğim gibi- kontrol altında tutup mutlaka organize etmemiz lazım.BAŞKAN – Bireysel su kullanımını bir kenara bırakıp aslında sağlıklı hangi şekilde kullanabiliyorsa o kür merkezinde toplu kullanılmasına ilişkin genel bir şey var yani kaynakların rantabl kullanılması açısından.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI YATIRIM VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRÜ MURAT DEMİRÖREN – Kesinlikle.
Bir de şöyle Başkanım, ev yaptığınız zaman ev yetmiyor. Şimdi, suyu musluğuna kadar getiriyorsunuz, banyosuna kadar getiriyorsunuz, ondan yararlanmayacak şeyler var. Yani gidip mesela orada yararlanamayacağınız düzenleme olması gerekiyor, havuz olması gerekiyor. Kür merkezinden kastımız o. Orada çamur varsa çamur banyolarının olması gerekiyor, başka şeylerin olması gerekiyor, “spa”sının olması gerekiyor burada yani buna bağlı sağlık sektörüyle ilgili de çok ilintili biliyorsunuz. Aslında yabancı ülkeler çok güzel yapıyorlar bunu, inanılmaz paralar da kazanılıyor. Bizim bunu -dediğim gibi- usulünce yapmamız lazım. Bu hizmeti biz otellerde, turizm tesislerinde vermeye çalışıyoruz yani o standartta vermeye çalışıyoruz. Ama bu devre tatillerin, devre mülklerin olduğu yerde mutlaka böyle ortak alanlar yaratıp yani bunların site mantığıyla yapılıp içerisinde -dediğim gibi- hamamı, havuzu -efendime söyleyeyim- kür merkezleri olan yerler olması lazım. Böyle planlanıyor zaten ama maalesef, büyük kısmı belediyeden konut diye alınıp sonrasında bu hizmeti verir hâle getiriliyor, devre tatile, devre mülke çevriliyor, bir kısmı da yasal olmayan şekilde… Bunun önüne geçecek veya bunu düzenleyecek en azından, önüne geçecek demeyeyim de düzenleyecek tedbirler almamız gerekiyor Sayın Başkanım, arzımız bu.
Genel itibarıyla da bir bilgi vermem gerekirse, size raporda da sunmuştum.
MEHMET TAYTAK (Afyonkarahisar) - Sayın Genel Müdürüm…
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI YATIRIM VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRÜ MURAT DEMİRÖREN – Buyurun.
BAŞKAN – Genel Müdürümüzü de dinlendirmiş olalım, hem böyle daha sıcak geçsin sunum, o soru-cevap kısmında da…
Buyurun.
MEHMET TAYTAK (Afyonkarahisar) – Kıymetli Başkanım, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, Sayın Genel Müdürüm, bürokrat arkadaşlarım; öncelikle hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
Ben termalin başkenti olarak bilinen Afyonkarahisar Milletvekiliyim. Orada da çok fazla sayıda devre mülk var. Bunların içerisinde problemleri devam eden ya da problemleri devam etmeyen pek çok termal tesisimiz var orada. Fakat geçenlerde Turizm Bakanlığının hazırlamış olduğu ve Cumhurbaşkanımızın imzalamış olduğu bir yasayla Afyonkarahisar’da Gazlıgöl kasabamızdaki termal tesisler ve Bolvadin Heybeli Termal Tesislerimiz turizm alanından çıkarıldı. Öncelikle, bunun hangi kıstaslar içerisinde yapıldığını öğrenmek istiyorum.
İkinci olarak da, sağlayıcı satıcılarla olan problemleri yani devre mülk işletmelerinin ve oraya üye olanların problemlerini tartışmak üzere burada toplanmış bulunmaktayız, şikâyet bunun üzerinedir zaten. Yani devre mülkler var Türkiye’nin pek çok yerinde, bu devre mülklerin satışları sırasında bazen hiç olmayan bir bina üzerinden satışlar yapılmış, bazıları başlamış ve yarısındayken yine reklamlarla ve benzeri “saldırgan satış” diye ifade ettiğimiz satış modeliyle çok sayıda insanımız oralara, bazılarına devre mülk olarak, bazılarına devre tatil olarak üye olmuşlar, pek çoğu da bunun mağduriyetini yaşamaktadırlar. Afyon’da da bu tür sıkıntılarımız var. Ancak Gazlıgöl veya o bölgede… Bizde Gazlıgöl’de çok sayıda termal tesis var, bunların pek çoğu da çok güzel işlemekte ancak birkaç firmanın aksatmış olduğu ve tamamlamamış olduğu binalar var. Bu sebepten dolayı iç turizm için de dedikodu noktasında sıkıntı yaratıyor, insanlar bu iki üç firmadan dolayı belki de korkarak diğer doğru firmalara da ulaşmakta zorluk çekiyor ya da yaklaşmak istemiyorlar. Normalde çok da pahalı değil aslında yıllık baktığımız zaman -burada milletvekilimizin de bizim bölgemizde üyeliğinin olduğunu biliyorum- cazip de geliyor insanlara. Doğru yapanı var, yapmayanı var. Ancak, bizde şu sıkıntı her zaman var: Önce bir şey başlıyor, birileri genelgelerden ya da yönetmeliklerden bir fırsat bularak bir şeyi başlatıyor, orada bir ruhsatla her şeyi değerlendiriyor. Daha sonra bürokrasi devreye giriyor, deniyor ki: “Bu, doğru değildir, bunun bu şekilde değişmesi gerekiyor.” Fakat bu sefer de daha önce yapılanlar emsal gösteriliyor. Böyle bir sıkıntı yaşıyoruz. Yani sadece bu termalle ilgili değil, her şeyle ilgili bizde böyle. Yeni bir şey başladığında onu bilen, bu fırsatı değerlendirenler oluyor, daha sonra biz durduruyoruz sistemi, yeni bir şey yapmaya çalışıyoruz fakat daha önceki emsaller konuyu düzeltmemize müsaade etmiyor. Bu sebeple komisyonların, komitelerin, benzer şeylerin toplanması gerekiyor ama bir an önce bu tür şeylerin başlangıcında aslında bazı değerler, ölçüler ve kriterler ortaya konmuş olsa böyle yürünebilir. Yani bundan dolayı hiçbir ceza görmeyen şahıslar var, çekip gittiler, yoklar ama bir başka zaman da, Konya’da geçmişte depremden dolayı yaşandığı gibi bir başkası, bulundu bir müteahhit, sekiz sene cezaevine atıldı. Yani bu tür şeylerin bizde biraz daha ciddiye alınması gerektiğini düşünüyorum. Bunun hem ülkemiz açısından hem de insanlarımızın aldatılmaması açısından da faydalı olacağını düşünüyorum. Bu sebepten dolayı heyetimizden de burada rica ediyorum, kısa bir süre içerisinde Afyonkarahisar’da bu anlamda bir incelemede bulunursak çünkü orada çok yoğun bir potansiyel var.
Ben bu Komisyonun inşallah bu tür problemlere faydalı olacağını düşünüyorum.
Bu arada tabii, Kat Mülkiyeti Kanunu’nun da bu anlamda değişmesi gerekiyor çünkü orada da ciddi sıkıntı yaşanıyor. Termal otellerde bir sıkıntı yok, nihayetinde vatandaş gidiyor kaydını yaptırıyor, kaç gün kalacaksa kalıp dönüp gidiyor. Afyon’da da yine bu şekilde çok fazla ve çok başarılı termal otellerimiz var ama diğer yerlerde sıkıntılarımız devam ediyor efendim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI YATIRIM VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRÜ MURAT
DEMİRÖREN – Şimdi, Sayın Başkanım, öncelikle şöyle arz edeyim: Sayın vekilimiz Gazlıgöl’le ilgili söyledi, Belediye Başkanımızla da birkaç vekilimizle de görüştük. Onun gerekçesi şu Sayın Başkanım: Şimdi, 13 Eylülde çıkan Resmî Gazete’de 30 tane turizm merkezimizi iptal ettik, 5 tane de kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesini iptal ettik. Türkiye genelinde -1982 yılında çıkmış Turizmi Teşvik Kanunu, rahmetli Özal zamanında- bugüne kadar 267 turizm alan/merkezi, kültür ve turizm koruma belgesi belirlenmiş. Bunların içerisinde tabii, bir kısmı faal olarak geçmiş, bir kısmı geçememiş. Şimdi, Gazlıgöl özelinde girdiğimiz zaman veya 30 tanenin özellinde niye iptal ettiniz dediğiniz zaman gerekçemiz şu: Şimdi, biz buraları zamanında turizm potansiyeli vardır diye ilan etmişiz, bir kısmının planını yapmışız, otellere tahsis yapılması gereken kamu arazimiz varsa yapmışız, yatırımcıya otelleri yaptırmışız ve ondan sonra yapılacak bir şey kalmamış. Turizm alan/merkezini iptal ettiğimiz zaman oradaki haklar aynen korunuyor, imar planları geçerli, hakları geçerli, teşvikleri geçerli. Onun dışında Bakanlığın orada yapacağı bir şey kalmamış. Belgelendirme anlamında yine bize tabi.
Gazlıgöl özeline geldiğimiz zaman bazı yerlerde…
MEHMET TAYTAK (Afyonkarahisar) – Özür dilerim, sözünüzü keseceğim efendim, anlamak için veya anlaşılmasını istediğim için söylüyorum.
Şöyle biliyoruz biz: Bundan sonra isteyen vatandaş orada tarlası varsa, bir parseli varsa artık şey yapmadan açabilecek orada turizmle ilgili yani isterse orada hemen kendi hizmete girebilecek. Şimdi, daha önce turizmden belge alması gerektiği için bunu yapamıyorlardı ama benim orada eğer 10 dönüm bir tarlam varsa, yakın bir bölgede, gideceğim kendim, belgesini, ruhsatını alıp oraya bir şey kurabileceğim bu durumda.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI YATIRIM VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRÜ MURAT
DEMİRÖREN – Sayın Vekilim, turizm alan/merkezi ilan ettiğiniz zaman ne oluyor? Turizm alan/ merkezi ilan edildiği zaman oradaki yerel idarelerin bütün imar planı yetkileri kalkıyor, ruhsatlandırma yetkileri yine kendilerine ait ama plan yetkisi Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak bize geçiyor. Bizim orada vazgeçtiğimiz aslında sadece planlama yetkisi. Şimdi, Kültür ve Turizm Bakanlığının planlama yetkisi ortadan kalkınca aslına dönüyor yani belediyeye dönüyor ya da başka bir idare varsa ona dönüyor. Tabii şöyle: Belediye orada imar planı yapıp bir yeri otel olarak ayırabilirse vatandaşımızın yerine, belediyeden gidip ruhsat alıp kendisi orada bir otel işletmesi yatırımı yapabilir ama belge istiyorsa yine Kültür ve Turizm Bakanlığına gelecek, belgesi bizim tarafımızdan verilecek.
Gazlıgöl’deki asıl iptal sebebimiz şu… Sayın Vekilim, buradaki iptal gerekçemiz, otuz sene önce ilan etmişiz, bir tek başvuru yok yani o kadar çok kamu arazisi var, planlarını yapmışız, her şeyini yapmışız, 5 sefer ilana çıkmışız, 6 sefer ilana çıkmışız…
MEHMET TAYTAK (Afyonkarahisar) – Gazlıgöl’le ilgili mi diyorsunuz efendim?
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI YATIRIM VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRÜ MURAT
DEMİRÖREN – Yok, Gazlıgöl için demiyorum, başka yerlerde.
Geçmiş yıllarda 6 sefer ilana çıkılmış, bir tek yatırımcımız talep etmemiş. Biliyorsunuz piyasa koşulları arz-talebe bağlı. Talep olmayınca da yapacak bir şey yok, planlar duruyor olduğu gibi, geçerli ama yatırımcı gelmeyince Bakanlık olarak da bizim… Şöyle: Orada bir tane vatandaşımız evinde 1 metrelik inşaat yapmaya kalksa, ek olarak, plan tadilatı gerektiren bir şey yapsa bize geliyor. Bize geldiği zaman hem vatandaş aylarca sürünüyor hem Bakanlığın iş yükü inanılmaz artıyor. Biz de dedik ki: Koca bir belediye gibi çalışmayalım, bu tür yerlerde belediyelere yetkilerini devredelim yani kendilerinin olması gereken yetkileri devredelim…
BAŞKAN - Yani aslında pratikte amaç hasıl olmuş, turizmle ilgili orada… Hani ben de Bolu Vekiliyim, Bolu’da da turizm gelişim alanı olunca ya da millî parklar devreye girince insanlar kendi -mülkiyet, hukuksal haklardan bir tanesi- tasarrufta bulunmakta zorlanır. Turizmle ilgili işler aslında tecelli ettikten sonra vatandaşın müktesebatı korunmuş eski hâliyle. Yani işte, ev yapacaksa, herhangi bir yapacaksa normal, rutin; diğerinde hepsi muhtemelen Bakanlığın uhdesindeydi.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI YATIRIM VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRÜ MURAT
DEMİRÖREN – Sayın Başkan, sadece otel olarak düşünmeyin, bir alan milyonlarca metrekare, dediğim gibi. Orada biz sadece otel değil, otel potansiyeli olan yere oteli, ticaret alanını, konut alanını, parkın yeşil alanını, yolunu, hepsini biz ayırıyoruz. Şimdi, bunların hepsinde bir tek ilave bir şey yapmaya kalksa vatandaş plan tadilatı anlamında, Bakanlığa geliyor.
BAŞKAN - Beldede ev yapacak Bakanlığa geliyor yani.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI YATIRIM VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRÜ MURAT
DEMİRÖREN – Ruhsatı gidip belediyeden alıyor da katını yükseltecek örneğin.
MEHMET TAYTAK (Afyonkarahisar) – Bizim bölgede bazı ilçelerde yapılmadı, mesela Sandıklı’da herhangi bir şey yapılmadı. Öyle olunca “Niye Bolvadin veya Gazlıgöl?” diye bize soruluyor. Ben de Bolvadin ilçesindenim ayrıca. Peki, Bolvadin niye efendim?
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI YATIRIM VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRÜ MURAT DEMİRÖREN – Şimdi, şöyle…
BAŞKAN - Sayın Genel Müdürüm, siyaset böyle bir şey. Şimdi, biz Komisyon üyesi de olsak hemen yerel…
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI YATIRIM VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRÜ MURAT
DEMİRÖREN – Hiç sorun yok, saygı duyuyoruz, tabii ki memleket hepimizin. Biz de, dediğim gibi, tekrar bir talep olduğu zaman Cumhurbaşkanımıza arz ederiz, bir karar daha çıkar, tekrar ilan ederiz, buna engel bir hâlimiz yok ama şeyin iptal edilmiş olması kamuoyunda hakikaten öyle bir algı yaratmış. Biz siyasi tarafını en azından böyle oturarak düşünemedik belki ama dediğim gibi, saiklerimiz tamamen bu: Kimisinde özel anlamda kimisinde talep olmaması, kimisinde yapacak bir işimizin kalmaması, kimisinde on sene, yirmi sene geçse de bir şey yapma gibi bir şansımızın olmaması ama müktesep hakların hiçbiri ortadan kalkmıyor, planlar geçerli, her şey geçerli, hatta belediyeden daha önce bize gelmesi, beş-altı ay sürmesi gereken işlerin şu anda belki on beş-yirmi gün içerisinde çözümlenmesi gibi bir noktada yardımcı da olmuş olacağız kendilerine ama dediğim gibi, tekrar talep gelmesi hâlinde, potansiyel olması hâlinde bunları yeniden düzeltmemize gerek yok. Hatta bu kararnamede biliyorsunuz, 35 tanesini iptal ettikten sonra bir kısmının sınırını daralttık, bir kısmını genişlettik, 2 tane de yeni belirledik. Mesela, İzmir Çeşme’de devasa bir alanı turizm alanı olarak belirledik potansiyel gördüğümüz için. Bunlar her zaman için yapılacak idari işlemler, yaparız, o konuda endişeniz olmasın.
MEHMET TAYTAK (Afyonkarahisar) – Çok teşekkür ediyorum, sağ olun.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI YATIRIM VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRÜ
MURAT DEMİRÖREN – Diğer konuya gelince. Sayın Vekilimiz de söyledi, şimdi, oteller anlamında çok sıkıntımız yok, denetliyoruz. Bir de şöyle bir problemimiz var: Turizm alan/merkezi olduğu zaman, planını biz yapmamıza rağmen konut olarak, ticaret olarak ayırdığımız zaman konutlara gidip denetleme yapamıyoruz, şikâyet olduğu zaman belediyeye gönderiyoruz veya işte, kimse oradaki onlar şey yapıyor. Otellerde öyle değil ama, otellerde en ufak bir usulsüzlük olduğu zaman veya mevzuata aykırı bir işlem olduğu zaman -işte, Mücahit Bey de Kontrolörler Kurulu Başkan Yardımcımız- 70 tane kontrolörümüz var bizim, onlar mahalline gidip denetim yapabiliyorlar. Bizim en büyük sıkıntımız bu tesislerde denetim yapamamak yani turizm tesisi gibi gözüküyor ama yasal olarak baktığımız zaman turizm tesisi değil bunlar; devre tatil, devre mülk şeklinde. İşte bütün sızlanmalar böyle. Mahallî idare de maalesef buna gerekli itinayı çok göstermiyor. Ne oluyor bu sefer? İş, Ceza Kanunu’na, dolandırıcılığa, ona buna kadar ulaşabiliyor. Onun için, dediğim gibi, biz bu konuda şahsi olarak da Bakanlık olarak da olsa her türlü desteği vermeye hazırız, hangi konuda düzenleme isterseniz hayhay, emrinize amadeyiz, gelip çalışırız o konuda. Yeter ki bu sorunu çözelim.
Dediğim gibi, turizmi de baltalıyor bu. Dışarıda turizm algısı olduğu için sanki bütün tesislerimiz böyleymiş gibi bu tür yerlerde böyle bir algı da yaratıyor. Oysaki o kadar kıymetli yerlerimiz, o kadar güzel yerlerimiz var, o kadar güzel örnek işletmelerimiz de var. Gidiyorsunuz, inanın, beş yıldızlı oteldeki hizmet neyse bu tür tatil sitelerinde, apart otellerde, şurada burada öyle hizmetler veren çok düzgün işletmelerimiz var, çok eski işletmelerimiz var. Bizim bu ayara getirmemiz lazım. Bunlar da bizim için turizm geliri, sonuçta illaki otel olması gerekmiyor, bizim hedeflediğimiz o şeylerin üzerine çıkmamız için bunları da hakikaten değerlendirmemiz gerekiyor Sayın Başkanım.
MEHMET TAYTAK (Afyonkarahisar) – Efendim, mesela Afyon’da Gazlıgöl’de problemi olan bir yer var, o da Sayın Vekilim Hüda Hanım’a rastlamış, o zaten toplantıya onun için geldi. Mesela çok güzel çalışan termallerimiz var bizim o bölgemizde ama bazen bir tane öyle bir şey çıkabiliyor, her yerde var bu tür sıkıntılar.
Çok teşekkür ederim, çok sağ olun Sayın Genel Müdürüm.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI YATIRIM VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRÜ MURAT DEMİRÖREN – Estağfurullah.
Şimdi, Başkanım, Kontrolörler Kurulundaki arkadaşlarımız bu işlerin fiiliyatta… Ben bir seneden beri turizmciyim yani bir sene bir ay oldu ama tabii geçmişte 2000 yılından beri bu işi çalışan insanlarız. Maliye tarafında da otellerimizin üst haklarını kuran, yatırımcılarla muhatap olan, yirmi seneden beri sektörü bilen insanlarız. Arkadaşlarımızın söyleyecekleri de vardır benim eksik bıraktığım, kusura bakmayın, çok da böyle hazırlıklı gelemedik, uygun görürseniz onlara da söz vereyim, söyleyecekleri varsa arz etsinler size.
BAŞKAN – Hayhay Değerli Genel Müdürüm.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI YATIRIM VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRÜ MURAT
DEMİRÖREN – Mücahit Üste Bey Kontrolörler Kurulu Başkan Yardımcımız. Aynı zamanda kontrolör olduğu için sahayı da bilen bir insan, denetim de yapan bir insan. Sorularınız varsa onları da şey yaparız.BAŞKAN - Şöyle yapalım: Sayın Genel Müdürüm, öncelikle teşekkür ediyoruz sunum için.
Şimdi, tabii, Anayasa’nın 74’üncü maddesine, 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun’a ve Meclis İçtüzüğü’nün 115 ve 120’nci maddelerine istinaden Dilekçe Komisyonumuza bu konuya ilişkin çok fazla dilekçe geldi. Aslında bunun bir sürü paydaşı var başta Ticaret Bakanlığı olmak üzere. Ben Komisyondaki görevli arkadaşlara da teşekkür ediyorum tek tek, onlar da konusunda uzman insanlar, dedik ki: Bir ortaklaştırma yapalım yani buna ilişkin bu işin paydaşları kimler, algısı, buna ilişkin muhatap bakanlıklar, bunun içerisinde aslında Sağlık Bakanlığı var, bunun içerisinde Ticaret Bakanlığı var, bunun içerisinde Turizm Bakanlığı var, bunun içerisinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı var. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı da aslında bu işin paydaşlarından bir tanesi. Bugün aslında Sayın Milletvekilim de o soruyu tevcih etti, alt komisyon olarak toplanma muradımız -ki ben tüm üye arkadaşlara teşekkür ediyorum, bu konuda hassasiyet taşıyorlar- tüm paydaşlardan bu öngörüleri, görüşleri alalım ki… Siz demin söylediniz, bazen çok ortaklı işlerde, hani nimette ve külfette eşitlik prensibi vardır, bir işin nimetlerine katlanan o işin aslında külfetlerine de katlanır. Tabii, bizi ilgilendiren kısmı aslında siyaset olarak, idare olarak, devlet olarak, hep ali olarak bildiğimiz o devletimizde vatandaşın hakkına halel gelmesin, kimse bu konuda mağdur olmasın. Onun için bakanlıklarımızdan aslında o görüşleri alıp bir yerde onların ortaklaştırılması lazım paydaşları tarafından çünkü mevzuat anlamında -siz de hukukçusunuz, bu büyük bir şans aslında, Genel Müdür olarak da teşekkür ediyoruz bu sunum dolayısıyla konuya da vukufiyet dolayısıyla- bir sürü yasal metin var. Bir sürü yasal metnin olduğu yerde aslında bir sürü de hani biraz daha böyle kazuistik meseleci bir anlayış olayı farklı bir noktaya getiriyor. Tabii, vatandaş baktığında -ben raporunuzu dikkatle okudum- gelen şikâyetlerde, turizmle ilgili kısım olduğu için Bakanlık belki sadece yetkilendirilmesi noktasında, ilgili şirketlerin vesairenin ya da kurumların belge vermesi noktasında bu işte yerelde il özel idaresi ve belediyelere gidiyor. O vatandaş devleti bir bütün olarak görüyor yani Kültür ve Turizm Bakanlığını da Ticaret Bakanlığını da. Dolayısıyla, inşallah bu kül olarak yapılan toplantıların neticesinde o ortak akıl dediğimiz şeyi damıtmamız lazım. Öneriler kısmını ben önemsiyorum. Buna ilişkin hani dedik ki “of the record” olsun, biraz böyle soru-cevap olsun, aslında tek taraflı olmasın. Onun için bürokrat arkadaşlar da gelen şikâyetler üzerinden, buna ilişkin Bakanlığın tavsiyesi üzerinden, pratikte buna ilişkin nasıl bir çözümleme yapabiliriz… Çünkü anladığım kadarıyla turizm belgeli devre mülkümüz yok. Bakanlıkta bu konuda izin vermeme noktasında bir görüş hâkim. Sadece geçmişe yönelik herhâlde kazanılmış birkaç müktesep hak var, bir de anladığım kadarıyla pratikte piyasada devre mülk ya da devre tatil sözleşmesi yapılan yerlerle ilgili, meskenlerle ilgili herhâlde onun yakınında yine ilintili yani diyelim ki o kampüsün hemen yanı başında turizm belgeli bir tesis daha açıp o turizm teşvik kapsamında, tabii, bunu gösterip öbürünü satması vatandaşta da bir algı yanılmasına vesile oluyor. Mevzuat açısından kat mülkiyetine, mesken olması hasebiyle Medeni Kanun’a, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a tabi ama pratikte hinterlant alanı olarak aslında Turizm Bakanlığının da hinterlandında, Sağlık Bakanlığının hinterlandında olan bir yer. Onun için değerli başkanlarım, bürokrat arkadaşlar da buna ilişkin pratikteki sorunlar üzerinden giderse seviniriz.
Teşekkür ediyorum Sayın Genel Müdürüm.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI YATIRIM VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRÜ
MURAT DEMİRÖREN – Mücahit Bey’den sonra diğer arkadaşlara da uygun görürseniz söz verelim, uygulamayı bildiği için arkadaşlar.BAŞKAN -Hayhay Başkanım.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI KONTROLÖRLER KURULU BAŞKAN YARDIMCISI
MÜCAHİT ÜSTE - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, değerli hazırun; hepinizi saygıyla selamlıyorum.Konu hakkında iki tane çalıştay yapıldı, sizin de tabii ki bilginiz vardır, biri Mart 2018’de, biri de Nisan 2019’da; yine sektörün derneğinin düzenlediği, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının himayesinde. O iki çalıştaya da bizim Bakanlığımızı temsilen ben katıldım. Tabii, biz orada da meselenin boyutlarına tam olarak vâkıf olduk, daha öncesinden de Bakanlığımıza gelen şikâyetler vardı. Şimdi, bizim oradan edindiğimiz bilgiye ve Bakanlığımıza gelen şikâyetlerden edindiğimiz bilgiye göre, sizin de özetlediğiniz gibi daha çok bizden turizm yatırım belgesi alıp, bunu bir finansman amacıyla kullanıp “Devre mülküm var, kim almak ister?” şeklinde bir tanıtım yapıp, reklamasyon yapıp, agresif ve baskıcı, işte ne derseniz, o şekilde satış pazarlama işlemleri yapıp bizim belgemizi kullandırma yönüyle vatandaşı bir bakıma yanıltma yapan firmalar var. Bununla birlikte gerçekten düzgün işlemekte olan veya işte, tesisi hazır hâlde, yatırım belgesi ve işletme belgesine sahip bir oteli var, burada devre mülk satışı yapmaya çalışıyor, yapılıyor da, daha sonra bu devre mülk sözleşmesine sahip insanların gelip devre mülk hizmetlerini tam olarak alamaması, işte yeni yeni koşullar ortaya çıkması, talep edilen yerler ile verilen yerler arasında fark olması gibi şikâyetlerde özetlenebilir konu başlığı. Burada bir durumu da tespit etmek gerekiyor, hani tabii biz yasama-yürütme-yargı erki olarak, devlet olarak bir bütünüz. Mart 2018’de ve Nisan 2019’da yapılan çalıştaylarda çalıştayın bir kısmının -yani bir grup olarak söyleyeyim- konu başlıkları turizm, termal turizm, devre mülk tatili nasıl turizme kazandırılır idi, yalnız çalıştayın diğer bir kısmı da Yargıtay üyeleri, hakimler, savcılar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı Vekilinin de katıldığı bir toplantı oldu. “RCI” ve “RDO” denilen uluslararası bu devre mülk ve devre tatil sisteminin bir yapısı var, çeşitli örnekleri var dünyada bunun. Mesela İspanya’dan bir devre mülk veya devre tatil alıyorsunuz, o sistem içerisinde isterseniz bunu atıyorum İtalya’daki sisteme dâhil bir üye iş yerinden takas edebiliyorsunuz. Bu insanların da olduğu bir ortamda sanki öyle bir durum oluştu ki bu sektör, devre mülk ve devre tatil sektörü ülkemizin genelinde komple sıkıntılı, işin bir tarafı tamamen hukuka dayalı, hatta orada Yargıtay temsilcisi de “Davalar, dosyalar dolup taştı, biz bunu yönetemiyoruz artık.” noktasında ifadeler kullandı. Bence kesinlikle doğrudur çünkü gerçekten agresif bir satış var, bize yansıyan tarafı da var bu işin, Bakanlığa yansıyan tarafı da var. Biz de hani oraya gidip tespit yapmak zorunda kalıyoruz tesiste gerçekten devre mülk var mı, yok mu; devre tatil var mı, yok mu diye. Tapuyla yazışıyoruz, yerel idareyle yazışıyoruz, bir yere kadar çözüm getirmeye çalışıyoruz ama iş bir yerden sonra artık tamamen Kat Mülkiyeti Kanunu, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının yönetmelikleri ve kanuna tabi oluyor. Meseleyi bir bakıma da ülke gündemine getiren bu şekilde hem yargıya taşınmış olan durumlar ve tüketicilerin hani aslında devam etse sisteme normal bir şekilde hizmet alabileceği bir şeyde işte, eşten dosttan, basından takip edip de “Ya, ben neye bulaştım, ne oldu bu iş? Ben hemen çıkmak istiyorum.” tarzında topluca bir karşı reaksiyon gösterip çıkmak istemesi yani bu iki durum gerçekten bu sektörün önünü tıkıyor. Biz iki çalıştayda da bakanlık olarak sektör temsilcilerine, dernek yöneticilerine şunu tavsiye ettik: Tamam sizin bir talebiniz var. Devre mülk ve devre tatil sisteminin Turizm Bakanlığı tarafından akredite edilmesini, belge alınmasını talep ediyorsunuz. Bize örnek bir model getirin çünkü bizim şu andaki mevzuatımızda… O zaman eski yönetmeliğimizde… “Turizm Tesisinin Belgelendirmesine, Niteliklerine İlişkin Yönetmelik” isimli yönetmeliğimiz vardı, onun 2’nci maddesi vardı. Orada yine bir, turizm tesislerinin finansman amacıyla sağlanan bir hüküm vardı. “Oda sayısının yüzde 20 oranında kısmı devre mülk olarak satılabilir.” Uygulanamadı çünkü Tapu Genel Müdürlüğüyle bazı istişarelerimiz oldu, hani uygulanamaz olduğunu biz daha sonra anladık. Bu madde yeni yönetmelikte çıktı ve yeni yönetmeliğimizde “Devre mülk olarak hiçbir şekilde satış yapılamaz, bu şekilde satış yapan tesislerin turizm belgesi iptal edilir.” şeklinde bir hüküm koyduk. Bunun sebebi de şu: Bizim bakanlığımızın görev ve yetki alanı sadece bizden belgeli tesislerde denetim yapma yetkisini haiziz veya bizden belge talep edenlerin sadece belge talebini karşılıyoruz. Tabii, biz burada denetim yaparken bir turizm işletmesi olması mantığıyla turizm gelirlerimizin artırılması ve turizm ticaret hacmimizin artırılması bakımından yaklaşıyoruz biz olaya. Bir turizm tesisinin ticarethane, işyeri olması hasebiyle yaklaşıyoruz olaya ama iş devre mülke döndüğü zaman -sayın vekilimizin de varmış- tamamen devre mülk olsa bile paylaşımlı bir mülkiyete esas konu oluyor ve bu Kat Mülkiyeti Kanunu’na tabi artık bir konut statüsünde, bağımsız bölüm, bir mesken niteliğine sahip oluyor. Mesken niteliğine sahip olunca biz ne kadar yürütme organı bile olsak mesken içerisine girip de denetim yapamıyoruz yani eğer bir devre mülk kullanıcısı bizden “Ya, benim odamda şu yoktu, bu yoktu. Bana bunu vadettiler…” Sözleşme var, ortak yönetim planları falan var, bu işin daha bir de o boyutu var. Bundan şikâyet ederse biz gidip de orası mesken olduğu için meskenin içerisine giremiyoruz. Devletimizde şu anda bu güç sadece yargı erkinde.
BAŞKAN – Konut dokunulmazlığını ihlal etmiş oluyoruz yani.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI KONTROLLER KURULU BAŞKAN YARDIMCISI
MÜCAHİT ÜSTE – Konut dokunulmazlığını ihlal etmiş oluyoruz, aynen öyle.BAŞKAN – Gece daha artırıyor biliyorsunuz onu.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI KONTROLLER KURULU BAŞKAN YARDIMCISI
MÜCAHİT ÜSTE – Biz bu çalıştayları Balıkesir’de bir tesiste yaptık. O tesisi bize örnek gösterdiler. “Ya, burası belge alamaz mı şimdi, ne diyorsunuz? Koskocaman tesis yaptık.” dediler. Şimdi, Sayın Genel Müdürümüzün de ifade ettiği gibi termal tesis belgeli tesislerimiz var, bu sistemi devre tatil bakımından da çok iyi yöneten tesislerimiz var. Biz de dedik ki senin bazı blokların var, bildiğiniz apartman bloku ve site şeklinde ve otel kısmı var, oda yatak hani bildiğimiz normal otel odası. Bu kısmı biz çok rahat belgelendirebiliriz. Salonun var, restoranın var, yüzme havuzun var, termal ünitelerin var, ortak alanlarınız var, bunları belgelendirebilirsiniz. Tek istediğimiz tecrit edin. Mülkiyete konu yani bizim içeri giremediğimiz, denetim yapamayacağımız alanları buradan tecrit edin, biz geri kalan kısmı çok rahat belgelendirebiliriz. Onlar da bize dediler ki: “Ya, siz böyle derseniz belgeye işlenmediği için o zaman biz bunun reklamasyonunu yapamıyoruz. Daha sonra satış kanallarımızda bunu kullanamıyoruz. Finansman açığımız oluşuyor.” şeklinde bir şey vardı. Biz de dedik ki: “O zaman bize model getirin.” O zaman yönetmelik değişim aşamasındaydı, daha da tam çıkmamıştı. “Bize model getirin, bizim 14 taneye yakın türümüz var, sizi de alırız bunun içerisine.” dedik. Bu şekilde devre mülk, devre tatil olabilecek tesisleri bize tanımlayın dedik. Maalesef bize de bir geri dönüş olmadı. Geri dönüş olmayınca da biz de yeni yönetmeliğimizi artık kat mülkiyeti şeklinde hiçbir şekilde belgelendiremeyiz şeklinde çıkardık. Tabii, bu meselenin sadece bizim Bakanlık tarafı yok, Gümrük ve Ticaret Bakanlığına ve işte konut dokunulmazlığı Tapu Genel Müdürlüğü, Kat Mülkiyeti Kanunu’na bakan tarafları da var. Biz Bakanlığımıza gelen şikâyetleri belgeli ise gidip denetliyoruz. Bu, belgeli tesisten kastım turizm işletmesi belgesi ve turizm yatırım belgesi ve bunlar ihtiyari belge, zorunlu belge de değil. Gidip denetliyoruz, eğer bir aykırılık varsa sunulan hizmette, tesisin niteliğinde bir sıkıntı varsa biz bunun cezai yaptırımını idari yaptırım olarak uyguluyoruz ama tabii, bu sözleşmeden kaynaklanan vaatlerin yerine getirilmemesi, devre mülk, devre tatil sözleşmesindeki hususlarda bir ihtilaf olması durumunda konu tabii, adli yargının konusu oluyor, adli yargıya devroluyor. Benim bu konuda özetleyebileceklerim bunlar.BAŞKAN – Eyvallah Mücahit Kardeş, teşekkür ediyoruz.
Ben bir katkı vereyim, sonra başkanımızdan da alalım.
Sayın üyelerimizin, vekillerimizin sorusu varsa onları da alabiliriz.
Şimdi, genel sularla ilgili çok karşılaşılır. İşte suyu ikiye ayırırlar, genel su ve özel su. “Genel su tapulu taşınmazın sınırlarını aşıyorsa tapulu taşınmazın sahibi -ki hukuki düzende mülkiyet en kutsal haklardan bir tanesidir- o sudan her kim ne şekilde yararlanıyorsa onun intifa ve istifadesine halel gelmemek kaydıyla ihtiyacı oranında herkes faydalanır.” der Yargıtay kararlarına göre. Yani benim tapulu taşınmazımdan su çıksa ve bu suya ilişkin kadim bir rejim oluşmuş olsa, kadimden gelen, bu rejimi korur. Dolayısıyla devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.
Şimdi, biz Turizm Bakanlığı olarak suya ilişkin çözüm önerilerimiz arasında aslında bunun bir de millî servet, beyaz enerji bizi de ilgilendiren, o, devletimizle ilgili kısmı var, Bakanlığımızla ilgili. Hani bunun planlanması, işte kaynakların verimli kullanılması, kaynaklarımızın kısıtlı olması hasebiyle bu millî servetin değerlendirilmesi… Şimdi hep aynı yere gelip takılıyoruz. Şimdi, bir tarafta tüketici, vatandaşımız buna ilişkin; iki, bu konuya ilişkin yasal mevzuatı düzenleyen Bakanlığımız… Yani şunu deme hakkımız yok aslında… Hani bunun için aslında biz Dilekçe Alt Komisyonu olarak bu toplantı… Başkanımıza, oradan Meclisimize, Bakanlığımıza, paydaşlarımıza bu konuyu aktaracağız. Şimdi, biz diyoruz ki: Turizm alanı olarak jeotermalle ilgili düzenlemeyi biz yapalım, Kat Mülkiyeti Kanunu, mesken vesaire, bunu bundan ayırt ediyoruz, orada diyoruz ki adres tüketicinin korunmasıyla ilgili adli mahkemeler. Adli meseleler sözleşmeden kaynaklar, edimin ifası vesaire falan, her vatandaşımızı yönlendirdiğimiz gibi yargı, denetim açısından Ticaret Bakanlığı, belki Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ama bu alanı düzenleyen bir sürü paydaş var. Hani bizim muradımız alt komisyon olarak hem bu sorunları eritebileceğimiz hem de buna ilişkin bu işin paydaşı olan… Hani dedim ya suyla ilgili bunlar devletin hüküm ve tasarrufu altında. Bunu elbette ki Bakanlığımız düzenliyor hani buna ilişkin bu kaynakları. Buradaki murat şu: Bizim aynı zamanda bu mevzuatı da ortaklaştırmamız lazım. Eğer biz bu mevzuatı ortaklaştıramazsak…
Ya, biz Bolu’da mesela bunu çok sık yaşarız, bunu “off the record” söylüyorum: Şimdi, Millî Parklar uhdesinde olan, bizde yüzde 65’i orman olan bir coğrafya var. Şimdi, elinizi atıyorsunuz, diyor ki: “Millî park.” Öbür tarafa gidiyorsunuz, o bile kendi içinde ikiye ayrılıyor, diyor ki: “Burası Orman Genel Müdürlüğü.” “Burası Tarım Bakanlığı, burası Hazine…” Arkadaş, buraya herkes sahip de kim buranın sahibi? Yani vatandaş hiç öyle bakmıyor ki bunu devlet olarak görüyor. Bizim bu konuda bir mevzuat ortaklaştırmasına aslında ihtiyacımız var çünkü siz bu ülkenin… Sadece bizim iktidarımız açısından söylemiyoruz. Burada Meclisimizin her siyasi partisinden değerli temsilciler var. Millet iradesi açısından söylüyoruz. Gelecek nesillere bu kaynakların rantabl bu ülkenin… Sayın Genel Müdürüm söyledi, rakamları verdi, bir tık, bir “level” atlama noktasında bunların örtüştürülmesi lazım. Yani biz bir taraftan düzenleyip gelir düzeyimizi artıralım deyip ama öbür taraftan mevcut sorunlarla ilgili adli mercileri işaret ettiğimizde vatandaşımızın devlete olan güveniyle ilgili bir sarsıntı yaşarız.
Dilekçe Komisyonumuza Anayasa gereği ulaşan ve aslında toplanma muradımızı da oluşturan vatandaşın talebi noktasında devlet mekanizmalarının arasında… Yani ortak bir masa kurulup bu gittiğinde belki bakanlıklar… Hani o şeyler olur ya, kurumlarda ortak masalar, Ticaret Bakanlığının Sağlık Bakanlığıyla, Sağlık Bakanlığının Çevre ve Şehircilik Bakanlığıyla yazıştığı belki ortak bir merkez üzerinden bile…
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Koordinasyon kurulursa…
BAŞKAN – Aynen öyle, “koordinasyon” çok doğru tabir Değerli Başkanım.
…yapmamız lazım. Hani ben bu anlamda önemsiyorum buradaki sunumları. Size de teşekkür ediyoruz Değerli Başkanım.
Başkanımdan da alalım.
KÜLT&